Cuma 17 Nisan 2026 - 18:04
İmam Zaman'ın (a.s.) Şefkatinin Tezahürleri

Havza / İmam, Şia'larına duyduğu derin şefkat ve muhabbet nedeniyle onlarla güçlü bağa ve iletişime sahiptir. İşte bu sevgi ve dostluktan dolayı onların üzüntü ve dertlerine ortak olur.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre, İmam Zaman'la (Allah onun zuhurunu acil kılsın) ilgili öğretileri yaymak amacıyla hazırlanan "İdeal Topluma Doğru" başlıklı Mehdevîyet konuları dizisi siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.

Kayıp (Gaybetteki) İmam'ın faydaları bahsinde, o hazretin varoluşsal etkilerinden bahsettik ve âlemin bekasının ve tüm yaratılmışların yaşamının devamının o yüce şahsiyetin varlığına bağlı olduğunu açıkladık. Bu yazıda ise Kayıp İmam'ın çeşitli şekillerde tezahür eden sonsuz muhabbetinin cilveleri ele alınacaktır. Ta ki iyilik ve şefkat İmamı'nın, gaybetine ve gizliliğine rağmen, şefkat ışığının her yere yayıldığı ve herkesi kendi kabına ve kapasitesine göre kuşattığı, lütuf ve inayetinin coşkun bir pınar gibi sürekli ve kesintisiz bir akış içinde olduğu herkes için aydınlansın.

Müminin en önemli ve en üstün vasıflarından biri, din kardeşleriyle dayanışma ve duygudaşlık içinde olmasıdır. İslam toplumundaki müminler tek bir beden gibidirler; öyle ki her birinin dert ve üzüntüsü diğerlerinin de acı çekmesine, her birinin rahatlığı ve neşesi diğerlerinin de sevinmesine neden olur, zira onlar Kur'an'ın açıkça belirttiği üzere kardeştirler.

Masum İmamlar (a.s.), sayısız rivayette şialarına karşı duygudaşlıklarını ve dert ortaklıklarını dile getirmişlerdir. Bu his, dostlarının kalplerine huzur ve teselli verirken, onlara hayatın iniş çıkışlarında cesaret veren, sabır ve direnişlerini güçlendiren manevi bir güçtür.

İmam Rıza (a.s.) şöyle buyurmaktadır:

"Şialarımızdan hiçbiri hastalanmaz ki onun hastalığıyla biz de hastalanmayalım; kederlenmez ki onun derdiyle biz de dertlenmeyelim ve sevinmez ki onun sevinciyle biz de sevinmeyelim." 

(Biharü'l-Envar:65, 167)

Dolayısıyla İmam, şialarına duyduğu derin şefkat ve muhabbet nedeniyle onlarla en güçlü bağa ve iletişime sahiptir. İşte bu sevgi ve dostluktan dolayı onların üzüntü ve dertlerine ortak olur; tıpkı çocuğuna duyduğu derin sevgi ve bağ nedeniyle onun hastalığında hasta olan, iyileşmesi ve neşelenmesiyle sevinen bir anne gibi... Zira çocuk, onun için tatlı bir can gibi aziz ve sevimlidir.

Ayrıca İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur:

"Allah'a andolsun ki, ben size karşı kendinizden daha merhametliyim."

(Besairü'd-Derecat, s. 265)

Sonuç olarak, İmam'ın sevgisinin niteliği diğer sevgilerden farklıdır. O; saf, minnetsiz ve sonsuz bir sevgidir. Sadece dilde olmayan, kalbinde ve ruhunun derinliklerinde yatan bir sevgidir ve işte bu nedenle tüm varlığıyla, bedeni ve ruhuyla şialarına (takipçilerine) bağlıdır.

Bu ilahî muhabbetin İmam Zaman'ın (a.s.) izzetli varlığındaki açık örneklerinden biri, bizzat Hazret'in ifadesinde şöyle tasvir edilmiştir:

"Bana ulaştığına göre içinizden bir grup dinde şüpheye düşmüş, kalplerinde emir sahiplerine (veliy-yi emirlere) karşı şüphe ve kafa karışıklığı yer etmiştir. Bu durum bizi sizin adınıza üzdü, kendi adımıza değil; bizim açımızdan değil, sizin açınızdan bizi rahatsız etti. Zira Allah bizimledir ve O varken başkasına ihtiyacımız yoktur."

(Biharü'l-Envar:53, 178)

Devam edecektir...

(Negin-i Aferineş kitabından alınmıştır.)

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha